11.05.2021, 23:46

BAŞLAR VE AYAKLAR…

BAŞLAR VE AYAKLAR…

İster din olsun isterse ideoloji, iman hareketleri için en önemli tehlike, karşıt din veya ideolojilerin kendilerine baskın gelmesi, nitelik itibariyle daha güçlü sayıca daha fazla bir kitleye sahip olması değildir.

Bunlar, iman hareketlerinin tolere edebileceği şeylerdir.

Zira zaten bağlı bir kitleniz vardır ve o kitlenin öncü erleri müminlerini bir arada tutacak bir formülü her zaman bulurlar.

Müminlerin de imanlarını kavi kılmak için bir bahaneye ihtiyacı vardır zaten.

Ki bu bahane öyle ahım şahım bir şey olmak da gerekmez.

Komünistlere bakın mesela:

Eski söyleyişle hak ile yeksan olmuş,

Pratiği lime lime edilip dünyanın dört bir tarafına saçılmış,

Bağlı ülkelerinin bile, ayakta kalabilmek için, devlet sisteminden aforoz ettiği bir ideolojiye nasıl da sadıklar hala.

Hep bir bahane buluyorlar, başarısızlığa,

İdeolojinin kendisinin dışında bir bahane:

İdeolojiyi anlamamış yöneticilerdir buna sebep,

Düşmanın içerideki beşinci kol faaliyetleridir,

İdeolojinin tekâmülü için gerekli şartların oluşmamasıdır,

Şudur, budur, odur diye uzar gider liste.

Komünizm ölür, komünistlik ölmez anlayacağınız.

İman, terk edilmesi kolay bir şey değildir zira.

Bunu diğer ideolojiler ve dinler için de söyleyebilir, örnekleri çoğaltabilirsiniz.

Örnekleri çoğaltmak bir işe yaramaz oysa

Dolap beygirine öykünmüş olursunuz, hepsi bu.

Bir teşhis bu,

Marifet sahibi olduğum için benim tespit ettiğim bir şey de değil üstelik.

Sokaktan on adamı çağırsanız, dokuzu size söyler benim söylediğimi,

Ve belki birazdan söyleyeceğimi de.

Ama işte herkesin bildiği sahaya inmiyorsa

yani hayata geçirilemiyorsa,

kıymeti de olmuyor bilmenin.

İlmiyle amel etmek meselesi anlayacağınız…

Olmayınca kitap yüklü merkebe teşbih edileceğiniz

Kelam-ı kibardan öte Tanrı kelamı,

Cuma Suresi, 5. Ayet…

Okumakla başınız kötü değilse açın bir Kur’an mealini bakın isterseniz.

Bu sorunun birden çok cevabı var aslında,

Yaşanan dinin ya da ideolojinin içten içe çürümesi sorununun.

Ben de size bir sürü sebep sıralayabilirim ama en sonunda gelir bir şeye dayanır sorunun kökü de kendisi de:

İnsan…

Tanrı’nın kendisini ahsen-i takvim üzere yarattığı ve kendisine halife seçtiği insan.

Bütün yaratılmışların en şereflisi iken (eşref-i mahlukat) hayvandan aşağı (belhüm adal) bir derekeye düşebilen insan.

Kainatı yaratıyor,

Kainatta çeşitli bitkiler ve hayvanlar var ediyor,

Oyun olsun diye yapmıyor

Kendisine halife seçtiği için,

O kendisini bilsin ve kendisini sevsin diye murat ettiği,

Şeytana, nefse, dünyaya ve ondan gayrı her şeye dönsün de sırtını tek gerçeğe, kendisine yönelsin, imtihanı kazansın diye yapıyor.

Ama imtihan işte.

İmtihanın kendisinde var kazanmak gibi kaybetmek de.

Her şeyi insan için yaratan, düzeni de insana göre kuruyor aslında.

Bozan insan.

Müdahale etmiyor iradene

Malum imtihan.

İşte, ozanın iki kapılı han diye tarif ettiği dünyayı gül bahçesi kılan da zindana döndüren de insan.

Yaşanılan dini ve ideolojiyi de…

Burada temel sorun, toplumsal yapı içerisindeki çürüme ve insanların bu çürümeye müdahale etmemesi çeşitli sebeplerle,

Menfaatleri gereği, müdahale etmek isteyenlere müdahale etmeleri ve onları bu yaşamın dışına itmeleri…

Başların yokluğu yani,

Ayakların çokluğu.

Nasıl oluyor, ona da bir bakalım. Ama önce ayak takımını açıklayalım.

En güzel şekilde yaratılan insanın uzuvları da en güzel ve en işlevsel şekilde yaratılıyor.

İnsan fıtratı itibariyle, değerli olan yukarıda daha az değerli ya da bayağı olan aşağı da.

Kalbiniz üst taraftadır bu sebepten, mabadınız da aşağıda.

Bizi hayvandan ayıran en önemli amil olan tefekküre ve tefekkür neticesinde var edilen eylemlere ev sahipliği yapan beyin en üstte;

Bedenin ameleliğini yapan, beynin talimatıyla bedeni sürekli olarak bir yerden bir yere taşıyan amele kabilinden ayak en aşağıda.

Ayak mübarek bir uzuv hakikatte, eylemini gerçekleştirirken bilinç sahibi olmaması ve bundan da öte aşağı mevzuundan dolayı ayak takımı ile kıyas edilmiştir.

İşin hakikatine bakarsanız, ayak takımını tanımlamak için terbiye edilmiş hayvan çok daha iyi bir örnektir aslında.

Kapının önüne bağladığınız köpek, sizi ve hanenizi korurken güdüleriyle hareket eder,

Ona sağladığınız bir yer ve bir parça kemiğin karşılığında yapar bu işi.

Ayak takımı da bu kabilden bir şeydir işte, şey…

Çünkü bir kişilik değildir ayak takımı mana itibariyle, nesnedir en fazla ve bütün nesneler bir karakter, bir tip olmaktan ziyade bir şeydir.

Ne söylediği ne de eylediği kendisindendir.

Kurulmuş bir saat,

Yazılımının ön gördüğü işleri yapan bir robot,

Şartlandığı dışında bir ses duyduğunda sahibinin öğrettiği biçimde tepki veren Pavlov’un köpeği…

Karşılığı sahibinin mekânında sağladığı bir yer ve öngördüğü miktarda kemik.

Kaygusuz Abdal, bu sebepten belki de yüz yıllar öncesinden tarif ederken insanı

“Bu âdem dedikleri
El ayakla baş değil
Âdem manaya derler
Suret ile kaş değil” deyip dıştansa içe, maddedense manaya, surettense sirete gönderme yapar.

Akletmeyendir ayak takımı,

Tanrı’nın üzerlerine pislik bıraktığıdır.

Varlığı insana ve insana dair olana bir katkı sağlamayandır.

Tufeyli taifesindendir.

Kıymet-i harbiyesi yoktur aslında ya bu demokrasi dedikleri sistemdeki arıza sebebiyle, keyfiyete (nitelik) değil kemmiyete (nicelik) önem verildiğinden, kellesi bir oya karşılık geldiğinden değerlenmiştir.

Ayak takımını bunca ön plana çıkaran ise başlardır ne yazık ki.

Başlar, normal bir ülkede ve normal bir toplumda tefekkür ile iştigal edendir her daim.

Düşündüğü için de sorunlara çözüm üreten, yöneten ve yönlendirendir,

Liderdir.

Ama işte insandır.

Nefsi olandır,

Hatadan münezzeh olmayandır.

Fikir sahipleri cihangirane rüyalar kurduklarından, bir başa belki çok ama iki başa kesinlikle azdır tefekkür ettikleri saha.

Başların birbirlerine kıymaları çoğunlukla bu sebeptendir.

Meşveret esas değil mi, bir elin nesi var beylik sözlerini geçin bir kalem.

Burası Türkiye’dir ve bu toplum kendi değerleri üzerinden bir eğitim sistemi oluşturup kendi kültürü üzerinden bir insan tipi var etmeyeli yüz yıldan fazla olmuştur.

Çoğulculuk anlayışının önemli zaaflarından birisidir lider anlayışı.

Zira bu sistemde liderlik, alanınızla/camianızla ilgili liyakat ve ehliyetiniz, bu alandaki yetenekleriniz üzerinden kazanılan bir şey olmayabilir. Bu özelliklere sahip olmanız durumunda bile liderliğinizin ilanihaye devamı söz konusu da olmayabilir.

İşte burada devreye girer ayak takımı.

Üreten, camia ile ilgili sorunları çözen, harekete yeni perspektifler kazandıran, danışılan kişiler değildirler onlar.

Sorgulayan, eleştiren, tecessüs sahibi hiç değildirler.

Bir şeyi bilirler yalnız:

Öğretilen replikleri bağıra çağıra tekrar etmek ve bir koltuk karşılığında – ki bu koltuk hem yükselten hem doyuran cinsindendir.- mankurtça bir biat…

Liderin ne dediği önemli değildir,

Velev ki bir gün önce söylediğini ertesi gün reddetsin.

Fehmetmez iki gün arasındaki tenakuzu…

Bir gün öncekini de bir gün sonrakini de alkışlar ve savunur ölümüne.

Eksiktir, yanlıştır, ahmaktır ayak takımı.

Ve ne yazık ki din, ideoloji veya başka bir şey…

Her ne ise iştigal alanları,

Ona bir gram katkı sağlamayacaklarını aksine onu zayıflatacaklarını en iyi lider bilir.

Burada liderin niyeti çıkar ön plana…

Dinin/ideolojinin esasları üzerinden kendisini ve dünyayı tanımlamak yerine,

Kendisi üzerinden dini/ideolojiyi, cemiyeti ve dünyayı tanımlamayı tercih ederse lider, yanan sadece keten helva değildir koskoca bir inanç sistemi, bir camia, bir ideal ve milyon kere kurulmuş hayallerdir.

Her köşe başına konuşlandırılan ayak takımı kaba, basit ve pis bir üslupla örtmeye çalışır hakikati.

Davasına yüreğiyle değil koltuğu ile bağlı olduğu için, karadır gözü…

Lider giderse koltuk da gideceğinden,

Koltuk giderse, itibar gideceğinden,

İtibar giderse kemik gideceğinden, büyük küçük ayırmadan, kuduz bir köpek gibi saldırır kendisine öğretilmeyen cümleleri konuşan herkese, farklı fikirlerin konuşulduğu her mekâna.

Yukarıda özelliklerini sayarken, söylemeyi unuttuk.

Bu ayak takımının en önemli yeteneklerindendir, taklit ve uyum sağlama.

Olur ya emr-i hak vaki olur,

Olmaz ya hadi oldu diyelim, lider normal yollarla kaybeder koltuğu,

Liderin en büyük rakibi,

Ayak takımının dün saldırdığı kişi gelirse başa,

Ayak takımı renk değiştirir bukalemun yeteneğiyle, hemen uyum sağlar yeni duruma, değiştirir libasını,

Dün sövdüğünü över,

Dün övdüğüne söver.

Cemaatle mevcut iktidar kavgasında tornistan edenlere bakın mesela, ne demek istediğimi anlarsınız.

Motto standarttır böyle durumlarda: Kral Öldü, Yaşasın Yeni Kral.

Amaç bellidir: Koltukta kal.

Aksi, Simon’un iti olmaktır,

Aç ve açıkta kalmaktır,

Ayazda tir tir titremektir.

Bir kısım hakikat erlerini tenzih ile söylemeliyim ki,

Sadece siyasetiyle ve siyasetine bağlı organlarıyla değil, bürokrasisiyle, STK’larıyla, en küçüğünden en büyüğüne, aileden millete,  bütün kurum ve kuruluşlarıyla bu çürümüşlük içindedir toplumumuz.

Hak kavramını değirmene, sırat-ı müstakim üzere olmak duruşunu namazın bir rüknüne hapseden, Vatan, millet, din, diyanet kavramlarını şahsi menfaate tahvil eden insanların yaşadığı bir çağda, insan bir şeyi beklemelidir artık ve o bir şey için tedbir almalıdır.

Beklediği Kıyamet, tedbiri ise Kıyamet anında iman üzere olmak olmalıdır.

Çünkü Kıyamet’in alametlerindendir, ayak takımının baş olması…

Çünkü fıtrata aykırıdır, ayakların baş olması…

Yorumlar (0)
19°
açık
Namaz Vakti 13 Haziran 2021
İmsak 03:24
Güneş 05:24
Öğle 13:09
İkindi 17:09
Akşam 20:44
Yatsı 22:35
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30