17.11.2020, 02:21

FİKRİN AHÜZARIDIR.

FİKRİN AHÜZARIDIR.

Tarih doğru yada yanlış bütün davaların -elbette müdafileri ve muarızları arasındaki- büyük ve kanlı çatışmalarını not almış,

olayları olduğu gibi,

değerlendirmeleri ise tarihçinin kendi penceresinden az buçuk yanlı da olsa- insanlığın bilgisine sunmuştur.
Bu büyük kavgaların bütün tarafları kendi açılarından haklı, ölüleri mübarek sağları kahraman;

karşı taraf ise karanlık mahfillerce desteklenen haksız ve yanlış, ölüleri cehennemlik dirileri ise korkak hain ve satılmıştır.

                                                           ***

Varlık sebepleri kendi değer dünyalarını toplum ve devlet katında hâkim kılmaktır davaların, evet, ama en az bunun kadar da karşı kaldırımda konuşlanmış olan muarız davayı – fikrî anlamda da olsa-  yok etmektir de.

Solun sağla, beynelmilelcilerin millî ve yerli olanla bırakın birlikte hareket etmeyi barışık olması bile mümkün dairesi içinde yer almaz, alamaz.

Bu her şeyden önce fikir namusu açısından da mümkün değildir.

İdeoloji merkezli partileri merkez partilerden ayıran bir başka özellik de kökleri üzerinde büyümeleri ve köklerinden nefes almalarıdır.

Onlar için, “Dün dündür, bu gün bu gündür.” felsefesi geyik sohbetlerinde bile söylenemez.

Hani yüz metre koşucuları yarışa başlarken, daha iyi hızlanabilmek için bir ayaklarını geride ve tetik tutarlar ya, fikir partilerinin o ayağı dünüdür,

dünde verdiği mücadeledir,

şehit ve gazileridir,

fikri fikir yapan tarihe mal olmuş şahsiyetleridir.

Hadi bizim pencereden konuşalım:

Fırat Yılmaz ÇAKIROĞLU’nun katiliyle/ katilleriyle ortaklık yapabilir misiniz? Hangi âli menfaat Gün SAZAK’ın katillerini sevimli gösterebilir size?

Siz mesela, devletin âli menfaatleri yada partinizin iyiliği için Abdullah Öcalan’la ortaklık kurar mısınız?

Varlığı Türklüğe zarar olanlarla Türklüğün hangi menfaatini koruyabilirsiniz?

Mümkün mü?

Değil tabii ki.

Bakmayın siz toplumsal yada şahsi menfaatler nedeniyle kurulan geçici/ durumsal politik ittifaklar nedeniyle politikacıların her birinin yek diğerine güzellemeler yazdıklarına,

iltifatın bininin bir para etmeyecek kadar çok ve samimiyet testine giremeyecek kadar sun'î olduğuna.

Her daim hakiki duygularla ilişkilendirilemezler listesinin enleri arasına girer kuşkusuz bu fikri muarızlık.

O yüzden bu günlerde çokça duyduğunuz :"Kardeş kavgasına alet edildik. Yoksa komünistler de en az biz Ülkücüler kadar vatanseverdi " yada


" Netice itibariyle aynı dine inanıyoruz, siyasi yelpazenin aynı kanadındayız ve Siyasal İslamcılar da bizim gibi vatanseverdir." benzeri cümleleri mümkünse hafızanızda tutmayın yada geçici belleğinizin ilk önce silinecekler listesinin birinci sırasında tutun.
Bu muhabbeti götürecek suyu temin için üç tarafı ve hatta altı bile denizlerle çevrili güzelim ülkemin su kaynakları bile yetmeyecektir zira.
                                                           ***

Bizim yazıya konu etmek istediğimiz daha çok ideoloji tabanlı siyasi oluşumların kurumsal durumları ile ideolojik hakikatin kesişme ve ayrışma durumları ve bunun temel sebeplerinden bizim tespit ettiklerimizin ifadesidir.

Belki tekrar olacak ama yeniden ve yine söyleyelim:

Kuşku yok ki bütün davalar, netice itibariyle, kendi ilkeleri üzerinden ürettikleri siyasetin politik arenada tek ve temel unsur olup devlet yönetimini legal yada illegal yollarla ele geçirmek amacını taşırlar.

Bu yönetime gelme isteği diğer partiler için üstünlük kurma, yönetme ve yönetirken de kendisi ve taraftarları için nemalanma amacı üzerine kurulmuş olabilirse de

merkezine bir ideolojiyi almış partiler için bu yönetme isteği bir amaç değil daha çok araç keyfiyetindedir.

Elbette ki onlar da kendi taraftarları için belli makamlar ve mansıplar ile dünyalık üreteceklerdir.

Zira ideoloji denilen soyut ilkeler bütününü uygulama sahasına çıkarmak için, en çok o ideolojinin müminlerinin gayretine ihtiyaç vardır.

Davalar, en temiz ve saf oldukları doğum ve ilk gelişim zamanlarında tavandan tabana değil, tabandan tavana bir gelişim gösterir ve tavan yada merkez dediğimiz yapı tabana ferman yada buyrultu yazmaz, yazamaz.

Tabanın fikri kıymetlidir ve dinlenendir.

Lider kadro, politikalarını tabanın hassasiyetlerini dikkate alarak belirler.

Ta ki ne zamana kadar?

Parti büyüyüp palazlanana kadar…

Siz büyüdükçe ihtiyaçlarınız da büyür.

Bu anlamda bütün büyümeler hormonal bozukluklara sebep olur az yada çok.

Samimiyetten kişisel menfaatlere doğru bir bozulma…

Mesela; gelip geçenlerin kafalarını kaldırıp baktıklarında ihtişamından başlarını döndürecek bir binaya,

binanın büyüklüğüne layık ihtişamlı odalara ihtiyaç vardır,

o binanın masraflarını karşılayacak bir nakit akışına bir de.

Herkes Ecevit değil ki modası geçmiş kuş serisinden bir araba ile dolaşsın caddelerde.

Önemli adamdır başkan ve ekibi, her türlü riskten ari tutulmalıdırlar.

Üstelik partinin itibarı söz konusudur.

En lüksünden arabalar, sınırsız harcamalar, seçim ve propaganda faaliyetleri, düzenlenen toplantılar, ağırlamalar…

Bütün bunlar için gerekli paralar, paralar, paralar…

Müminler üzerlerine düşeni yapmıştır,

çoban ateşlerini yakmış,

kalabalıkları aydınlığa davet etmişlerdir,

iyi de etmişlerdir.

Bundan sonrası için gereken yoktur onlarda.

Çulsuzdurlar, paradan puldan bihaberdirler.

Görevlerini tamamlamışlardır,

nasıl olsa salih bir duyguyla iman ettiklerinden davadan vaz geçme ihtimalleri de yoktur.

Üstelik sürekli eleştiren ve sorgulayandırlar,

biz bu hareketin liderle birlikte kurucusuyuz diyecek kadar da pervasızlardır.

Yeni gelenler öyle mi?

Yollarına kırmızı halılar seriyorlar; elini öpmek, bir nazarına mazhar olabilmek için birbirlerini eziyorlar.

Lider sevse alkışlıyorlar, sövse daha çok alkışlıyorlar.

Para akıtıyorlar harekete üstelik.

Tamam, bunun karşısında bazı şeyler de istiyorlar ama

“vermeden almak Allah’a mahsus”.

Madem ki parayı veren çalıyor düdüğü, koltukları da parayı verenlere vermeli,

Velinimetimiz olan bu adamları memnun etmeli.

Artık kenarda durmalı müminler,

Partiye seçimden seçime girmeliler,

Oy vermeliler, oy vermeliler, sadece oy vermeliler.

Gayrısı keyfe keder, bu kadar yeter.

                                                           ***

Her şey ters döner bu saatten sonra.

Gerçi söylemler değişmez, hatta daha yüksek perdeden seslendirilir ama sadece seslendirilir.

Keskin hatlarla ayrılmışlardır birbirlerinden artık,

geçirgenlikleri de ortadan kaldırılmıştır.

Teori teoridir, pratik de pratik.

Taşra dikkate alınmaması ve hatta kurtulunması gerekendir gayrı bu saatten sonra.

Bütün bu davaların kıymetli olanı merkezdir ve merkeze yakın olan kimseler ve şeylerdir.

Merkezden taşraya doğru gidildikçe mücadelenin şiddeti ve samimiyeti artarsa da müverrihler açısından değeri azalır.
Adsız kahraman tamlaması da adsız şehit yakıştırması da taşranın ve taşralının bu mübarek kavgasını değerli kılmak adına söylenmişse de adsızlığı itibariyle de unutulmuşluğa terk edilmişliğin beyanıdır.
Sadece ölüleri değil, dirileri itibariyle de  bunun tam da böyle olduğu,

taşradaki en değerlinin merkezdeki en değersizden değil kıymetli olmak,

müsavi olması bile mümkünü gayr-ı kabil iş yada olgulardandır.

İki görevi vardır taşranın:

Koşulsuz biat ve zırvayı tevil…

Dava, liderin şahsında müşahhaslaşmıştır artık.

O ne derse dava odur.

Hareket için de memleket içinde tek kurtuluş yolu odur.

Onlardan kurtulmak da ancak onunla mümkün olur.

Kenarda durmalıdır kitaplar, ilkeler.

İtiraz edenler gidebilirler.

                                                           ***

Hakikaten giderler

İtiraz edenler.

Yeni bir yerde yeni bir umut büyütürler üzerinde kurşun izleri bulunan yaralı yüreklerinde.

Bir de ja vu’dur yaşanan…

İlkeler, idealler, demokrasi, insan hakları, özgürlük, milletin ali menfaatleri diye diye yola düşülür.

Bu parti de büyür,

aynı şeyler olur,

ideoloji müminlerinin buradan da kaydı düşülür.

Çünkü liderler, Tanrılarıdır artık siyaset dünyasının.

La yüsel’dirler.

Her yaptıkları hak, her söyledikleri doğrudur.

Büyük üzüme baka baka kararır küçük üzüm de.

Tek görevi merkezdekini seçmek olan, merkez tarafından atanmışları da küçük Tanrıcıklardır artık.

Onlar da yanlarına kendi putperestlerini alırlar ve kendilerine karşı çıkanları mülhid ilan ederler.

Mülhid ilan edilenlerin yaptıkları,

harekete dair geçmişleri,

müktesebatları önemli değildir artık.

Kovulmalıdır her yerden secde edene kadar Tanrı’ya ve Tanrıcıklara.

Hem bu adamlar bu yeni yetmelerin önünde engeldirler temizlenmeleri gereken.

Olur da…

Biri deli ilan eder sizi, bir başkası ajan, öteki hain…

Siz kalakalırsınız öyle.

Aynı şeyleri söyler durursunuz, deli gibi:

“Ama biz böyle konuşmamıştık ki! Dava bu değil ki! Dava bu…”

Sonra Necip Fazıl’ın o mısraı gelir oturur yüreğinize:

“…                            sana mı düştü bu yük
Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük!”

Yorumlar (1)
Şaban İLİKSİZ 2 ay önce
Bu kutlu davanın yükünü; kimseden karşılık, rütbe, mal, şan, şöhret beklemeden ve canımızı verme pahasına, sadece ve sadece O yüce Peygamberin övgüsüne mazhar olmak, Allah'ın rızasını kazanmak adına taşımaya, hamalı olmaya ant içtik. Ne mutlu bu yolda yürüyebilenlere...
19°
açık
Namaz Vakti 20 Ocak 2021
İmsak 06:48
Güneş 08:17
Öğle 13:20
İkindi 15:50
Akşam 18:13
Yatsı 19:37
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 18 38
2. Fenerbahçe 18 38
3. Gaziantep FK 18 34
4. Galatasaray 18 33
5. Hatayspor 18 31
6. Alanyaspor 18 30
7. Trabzonspor 19 30
8. Karagümrük 18 27
9. Göztepe 19 25
10. Antalyaspor 19 25
11. Malatyaspor 18 24
12. Sivasspor 18 23
13. Başakşehir 19 23
14. Konyaspor 19 22
15. Kasımpaşa 18 22
16. Rizespor 18 21
17. Kayserispor 19 19
18. Gençlerbirliği 19 19
19. Erzurumspor 19 16
20. Ankaragücü 18 15
21. Denizlispor 18 14
Takımlar O P
1. Giresunspor 17 35
2. İstanbulspor 17 34
3. Samsunspor 17 33
4. Altay 17 32
5. Adana Demirspor 17 31
6. Tuzlaspor 17 30
7. Ankara Keçiörengücü 17 28
8. Altınordu 17 28
9. Bursaspor 17 27
10. Bandırmaspor 17 24
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 17 20
13. Boluspor 17 19
14. Menemen Belediyespor 17 16
15. Balıkesirspor 17 16
16. Akhisar Bld.Spor 17 13
17. Ankaraspor 17 9
18. Eskişehirspor 17 3
Takımlar O P
1. Leicester City 19 38
2. M. United 18 37
3. Man City 17 35
4. Liverpool 18 34
5. Tottenham 18 33
6. Everton 17 32
7. West Ham 19 32
8. Chelsea 19 29
9. Southampton 18 29
10. Arsenal 19 27
11. Aston Villa 15 26
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 19 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Newcastle 18 19
16. Brighton 19 17
17. Burnley 17 16
18. Fulham 17 12
19. West Bromwich 19 11
20. Sheffield United 19 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 16 41
2. Real Madrid 18 37
3. Barcelona 18 34
4. Sevilla 18 33
5. Villarreal 18 32
6. Real Sociedad 19 30
7. Granada 18 27
8. Cádiz 19 24
9. Celta de Vigo 18 23
10. Real Betis 18 23
11. Levante 18 22
12. Athletic Bilbao 18 21
13. Getafe 17 20
14. Valencia 18 19
15. Eibar 18 19
16. Real Valladolid 19 19
17. Deportivo Alaves 19 18
18. Elche 17 17
19. Osasuna 18 15
20. Huesca 18 12