HIRSLARA DÂİR

Kutlu Altay KOCAOVA yazdı..

GÜNDEM 24.04.2021, 10:35 25.04.2021, 03:33
HIRSLARA DÂİR

HIRSLARA DÂİR

Descartes, insanı düşünebilen bir canlı olarak ta’rif etmiş. Yüzlerce yıl boyunca da okullarda hep böyle öğretildi. Ama bence yanlış. Çünkü insan, düşünebilme özelliği olsa da, bunu kullanabilen, yâni düşünebilen bir canlı değil. Daha doğrusu, bu özelliğini kullanabilen insanların sayısı, çok az. Peki, insan için ne diyebiliriz?

“İnsan, hırslarıyla yaşayan bir canlıdır.”

Bence, gâyet uygun. En azından insanların çoğunun böyle olduğunu düşünüyorum. İnsanlık târihi de bunun sayısız örneği ile dolu. Duracağı yeri bilmeyenlerin, hırsları zekâlarının ve güçlerinin üzerinde olanların verdiği hasarlarla dolu bir insanlık târihi...

Zekâ, insan gelişiminde elbette çok önemlidir. Ama insanı yaşatan zekâsından ziyâde hırslarını zekâsının gerisinde tutabilmesidir. Herkesin hırsları vardır. Ama hırslarımız zekâmızdan büyük olunca, sorun başlıyor.

İster kripto para dolandırıcısına parasını kaptıran kişi olsun, ister saâdet zincirine para kaptıran kişi olsun, ister Stalingrad sokaklarına saldırı emri veren olsun, ister Moskova’yı yakan kişi olsun, ister “Barış, ancak Rey şehrinde olabilir” diyen kişi olsun, öz olarak arada fark yok. Tek farkı verdikleri zarar. Ama hepsinde ortak nokta, hırsların zekânın üzerinde olduğu gerçeği...

Alman asıllı Yunan prensi Andreas, Polatlı’daki Mangal dağına birliklerini sürerken, Batı Anadolu’dan ne kadar uzaklaştıklarını, ikmâl hatlarının kopmak üzere olduğunu düşünmüyordu. Aynı şekilde Yunan orduları başkomutanı Papulas... Ordularıyla Ankara’ya girmek üzere olduklarını, Megalo Idea’nın yakında gerçekleşeceğini, Bizans’ın dirileceğini sanıyorlardı. Bu yüzden de hırsları, zekâlarını köreltmişti ve kaybettiler.

Hitler, kurmaylarının Stalingrad’a girmek yerine kuşatıp, bu arada Kafkaslara ve Moskova’ya yürüme önerisini dinlese, her şey bambaşka olabilirdi. Elbette, insanlık târihi için olumlu bir hat’â oldu. Ama yine de hırslarının elinde, her şeyi isteyen bir aklın ürünü olduğu da ortada.

Napoleon’un Rusya Seferi’nde de benzeri bir durum var. Fransa imparatoru ünvânı alan Napoleon, Moskova’yı almış ve hattâ yakmış olsa da, Rusya’nın soğuğu ve ikmâl yollarının kesilmesini düşünmeden hareket etmesinin sonucu olarak yıprandı. Rusların en önemli askerî dehâlarından Kutuzov’un geri çekilirken yakıp yıkmaya dayalı taktiği de elbette Fransızları zorladı ve Fransızlar geri çekilmek zorunda kaldı. Sonuç olarak sâdece Rusya’da 400 bine yakın asker kaybettiler ve ardından Ruslar, Prusya ve diğer Avrupalı devletlerle birlikte Paris’e girdiler.

Malazgird Savaşı öncesinde de benzerini görmüyor muyuz? Doğu Roma İmparatoru Romanos Diogenes, Türk hakanı Alp Arslan’ın barış önerisine, “Barış, ancak Rey şehrinde olabilir” demişti. Yâni ona göre Türk ordusu imhâ edilecek ve Doğu Roma, Rey’e kadar yürüyüp, başkente girecek ve dolayısıyla savaş sona erecekti. Ama Diogenes’in düşünemediği bir gerçek vardı. O da ne Roma’nın, ne de Doğu Roma’nın hiçbir dönemde İrân coğrafyasının tam ortasında yer alan bir bölgeye gelinemediğiydi. Bunu kendisinin yapacağına inanıyordu. Bu da kendisini Augustus ya da Iustinianus’un üzerinde gördüğü ortada. Denilebilir ki, sonuçta imparator, elbette kazanacağını düşünecek. Tabiî ki, kazanacağını düşünmeyen biri lider olamaz. Alp Arslan’ı yenmeyi ve hattâ Türk ordusunu imhâ etmeyi düşünmesi de doğaldır. Ama doğal olmayan gücünün sınırlarını görmeyip, bütün bir Roma târihinde olmayan bir şeyi başaracağına inanması. Kendisini İskenderleştirmeye kalkmasıydı. Sonuç ortada, zâten.

Zekânın ötesine geçen hırsın sıradan insanlar için örnekleri ise dolandırılma şeklinde karşımıza çıkar. Bu yüzden de dolandırıcıların kurnaz, dolandırılanların ise saf ya da aptal olduğu düşünülür. Ama bu doğru değildir. Dolandırılan insanların zayıf noktaları, zekâları değil, hırslarının büyüklüğüdür. Maâlesef, günümüz dünyâsı, insanların her şeyi başarabileceğine dâir bir algıyı pompalamayı seviyor. Mandıra Filozofu adlı, iki filmden oluşan seri bana göre bu durumu mükemmel bir şekilde hicvediyor. Özellikle ikinci film olan “Mandıra Filozofu İstanbul”da herkesin yalı alabileceğini söyleyen konuşmacıya, başroldaki Mustafâ Ali karakterinin “Peki, İstanbul Boğazı’nda kaç yalı var” şeklinde sorduğu soru, muazzâm bir sorudur.

Günümüz dünyâsı, herkesin zengin olabileceğini söyler. Ama bunun nasıl olabileceğini söylemez. Kaynakların sınırlılığını söylemez. Sâdece “sen de zengin olabilirsin” der. Böylece insanların hırslarını kamçılar. Hırsları kamçılanan insanların ise zekâları hırslarının gerisinde kalacağı için istenen çizgiye getirilmiş olur. Banker fâciâlarından, saâdet zincirlerine, Çiftlik Bank olayından, son kripto para dolandırıcılığına kadar yaşananların temelinde bu vardır. Altınını okuyup üfleyerek bereketini arttıracağız ve altınların çoğalacak denilerek kandırılan yaşlı kadının durumu da aynısıdır. Altınların artacağı beklentisi gözlerini kör etmiştir, çünkü.

Lider ya da sokaktaki insanların dışında, yetişmekte olan genç ve biraz yeteneği olan insanları çekmek için de asıl etken hırslardır. Yirmili yaşlarımdayken, yazdığım yazılarımı yahoo gruplarında paylaşırdım. Epey de beğenilirdi. Tabiî, bu arada yaşımdan ötürü de çengel atmak isteyenler olurdu. "Yâ hû Kutlu hocam, iyisin, hoşsun. Hepimiz vatanseveriz. Ama dînimiz de ırkçılığı, kavmiyetçiliği yasaklar. Gel, sen böyle yazma da, bizimkilerde yaz" gibi birçok mesaj gelirdi. Beni kelli felli ağabeyleriyle, yayın müdürleriyle tanıştırmayı teklif falan edenler de olurdu. Tabiî olarak ya yanıt vermemeyi ya da reddetmeyi tercih ettim.

Kabûl etseydim, muhtemel şimdi, muhafazâkâr kesimin en ünlü yazarları arasında olurdum ya da üst mevkîlerde sağlam bir koltuğum olurdu. Zengin olurdum, yâni. Peki, şimdikinden daha huzûrlu olabilir miydim? Doğru bildiğini yazan, dokuz yaşındaki oğlunun yüzüne bakarken, kendisiyle gurûr duyan, oğluna utanmadan yalanın, şerefsizliğin ne kadar kötü olduğunu anlatan bir baba olabilir miydim? Aslâ...

Dolayısıyla, mes'ele omurga sâhibi olmak ve medenî yaşam seviyesinin üzerine tamâh etmemektir. İnsan gibi yaşadığımız sürece, gerisinin önemi yok. Kimseye muhtâc olmadan, âilemizin ihtiyaçlarını karşılayabilirsek, gerisinin önemi yok. Çünkü fazlasını isteyen ya şerefini kaybeder, ya hakkını... İkisi de şerefli insanlar için kabûl edilemez.

Gâzî Mustafâ Kemâl Atatürk’ün 1 Eylül 1922’de “Ordular, ilk hedefiniz Akdenizdir, ileri!” emriyle biten ünlü bildirisinin bir bölümü, aslında bize en önemli noktayı ortaya koymaktadır.

"Sâhibimiz olan büyük Türk milleti, istikbâlinden emîn olmaya haklıdır."

Daha iki gün evvel Yunan ordusunu Afyon ovasında bozguna uğratan ve târihin en güzel imhâ savaşı örneklerinden birine imzâ atan büyük komutan, “sâhibimiz olan büyük Türk milleti” diyor. Ben yaptım, ben kazandım dese, kimsenin i’tirâz edemeyeceği bir adam, bunu söylüyor. Peki, Atatürk’ün hırsları yok muydu? Çok büyüktü. Zâten olmaması da mümkün değildir. Hırsları olmayan biri lider olamaz. Ama Atatürk’ün büyük hırslarının tümü, Türk milletine yönelikti ve hırsları, zekâsının yanında çok küçüktü. Asıl mes’ele de zâten budur. Hırslarımızını Türk milletinin emrine vermek ve hırslarımızı zekâmızın gerisinde tutmak. Çünkü fazlasını isteyen ya şerefini kaybeder, ya hakkını... İkisi de şerefli insanlar için kabûl edilemez.

24 Nisan 2021

Yorumlar (0)
19°
açık
Namaz Vakti 07 Mayıs 2021
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 37 81
2. Fenerbahçe 37 76
3. Galatasaray 37 75
4. Trabzonspor 37 64
5. Sivasspor 37 58
6. Alanyaspor 38 57
7. Hatayspor 37 57
8. Gaziantep FK 37 54
9. Göztepe 37 51
10. Karagümrük 37 51
11. Konyaspor 37 45
12. Rizespor 37 45
13. Antalyaspor 38 43
14. Başakşehir 37 43
15. Malatyaspor 37 41
16. Kasımpaşa 37 40
17. Kayserispor 37 39
18. Ankaragücü 37 38
19. Erzurumspor 38 37
20. Gençlerbirliği 37 35
21. Denizlispor 37 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 33 67
2. Giresunspor 33 67
3. Samsunspor 33 67
4. İstanbulspor 33 61
5. Altay 33 60
6. Altınordu 33 57
7. Ankara Keçiörengücü 33 55
8. Ümraniye 33 50
9. Tuzlaspor 33 47
10. Bursaspor 33 46
11. Bandırmaspor 33 42
12. Boluspor 33 39
13. Balıkesirspor 33 35
14. Adanaspor 33 34
15. Menemenspor 33 34
16. Akhisar Bld.Spor 33 29
17. Ankaraspor 33 26
18. Eskişehirspor 33 8
Takımlar O P
1. Man City 34 80
2. M. United 33 67
3. Leicester City 34 63
4. Chelsea 34 61
5. West Ham 34 58
6. Tottenham 34 56
7. Liverpool 33 54
8. Everton 33 52
9. Arsenal 34 49
10. Aston Villa 33 48
11. Leeds United 34 47
12. Wolverhampton 34 42
13. Crystal Palace 33 38
14. Brighton 34 37
15. Southampton 33 37
16. Burnley 34 36
17. Newcastle 34 36
18. Fulham 34 27
19. West Bromwich 34 26
20. Sheffield United 34 17
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 34 76
2. Real Madrid 34 74
3. Barcelona 34 74
4. Sevilla 34 70
5. Real Sociedad 34 53
6. Villarreal 34 52
7. Real Betis 34 51
8. Granada 34 45
9. Athletic Bilbao 34 45
10. Celta de Vigo 34 44
11. Osasuna 34 40
12. Cádiz 34 40
13. Levante 34 38
14. Valencia 34 36
15. Getafe 34 34
16. Deportivo Alaves 34 31
17. Real Valladolid 34 31
18. Huesca 34 30
19. Elche 34 30
20. Eibar 34 26