SAKAT KAFALARIN SAKIT FİKİRLERİNE KARŞI, ATATÜRK’ÜN YANINDA…

SAKAT KAFALARIN SAKIT FİKİRLERİNE KARŞI, ATATÜRK’ÜN YANINDA…

GÜNDEM 22.04.2021, 04:31 25.04.2021, 02:03
SAKAT KAFALARIN SAKIT FİKİRLERİNE KARŞI, ATATÜRK’ÜN YANINDA…

SAKAT KAFALARIN SAKIT FİKİRLERİNE KARŞI, ATATÜRK’ÜN YANINDA…

Bu ülkedeki, insana dair en büyük sorun; yönetim kademesindeki, bilhassa küçük bürokratın, itidal kavramı ile alakalı herhangi bir fikrinin olmamasıdır.
Herhangi bir kabiliyetinden ya da bir sınav neticesindeki başarısından ziyade,

yanaştığı ve yaltaklandığı odağın pis işlerini de görmek şartıyla,

liyakat sahiplerinin haklarını gasp ederek oturdukları makamlarda,

sahiplerinin işaret ettiği kişi ya da çevrelere ürüyen bu insansı yapılar,

içi boşaltılmış demokrasinin ne menem bir şey olduğunun en güzel ispatıdır.

Sandıktan çıkmanın tek yeter şart olduğu yanlış kanaatiyle,

kendilerinden başka herkesi ve her şeyi yok edilebilir gören

ve küçük politik mevzuları bir kamplaşmaya/ kutuplaşmaya dönük malzemeye dönüştüren bu sakat zihniyet,

gün geçmiyor ki içinden çıkardığı adamcıkların yediği herzeler ile

maşeri vicdanda yeni bir yara açıyor olmasın.

İfrat ile tefrit arasında gidip gelen ve kendilerini İslamcı ya da Ümmetçi olarak tanımlayan bir güruhun,

mevcut yapının kendisine gösterdiği iltimastan sebep,

Cumhuriyetle, Cumhuriyetin değerleri ve onun kurucularıyla hesaplaşma hayalini gerçeğe dönüştürme düşüncesi bir mücadele olmaktan çıkmış,

hesapsız bir şımarıklığa ve ahlaksızlığa evrilmiştir.

Ne yazık ki yapılan her edepsizliğin idareciler ve yargılayıcılar tarafından cevapsız ve cezasız bırakılmasından ötürü bu, insanı, İslam'ı, Türk'ü ve kendini bilmez güruh,

züccaciye dükkânına girmiş fil aymazlığıyla geçtiği her yeri kırıp dökmeyi marifet zannetmeye devam etmektedir.

Nitekim bir ilçenin yukarıda tanımladığımız küçük bürokrat tipine örnek gösterilebilecek eğitimle ilgili müdürünün,

Ülkü Ocaklarının öğrencilere Nutuk dağıtma talebine cevaben verdiği

ve ne yazık ki yazıya geçirildiği için artık resmi bir belge olarak kayıtlara geçen talihsiz tavrı bu güruhun son büyük densizliği ve ihaneti olarak görülmelidir.

Kuşkusuz ki Nutuk kutsal bir kitap değildir.
Ve elbette ki Nutuk, farklı zaviyelerden görülen

ve herkesin kendi penceresinden bakarak yorumladığı bir büyük meselenin,

bir cenahtan

ama ülkeyi ve milleti hani neredeyse yuvarlanıp öleceği bir esnada uçurumun kıyısından tutup selamete çıkaran,

bu sebepler dünyasında hürriyet ve istiklalimizi -ve hatta bu beyzadelerin istikballerini- kazanmamıza sebep bir büyük atanın,

Atatürk'ün penceresinden anlatıldığı bir kitaptır.

Atatürk'ün karşısında olan herkesin,

ne idüğüne bakmaksızın yanında olmayı marifet zanneden bu mihrakın

bu sebepten ötürü

İngilizler tarafından kurulan

içimizdeki ihanet örgütlerinden biri olan

İngiliz yardakçısı İslam Teali Cemiyetinin bir ve iki numarasının yanında yer almasının sebebi Atatürk düşmanlığı olarak gösterilse de

asıl ve sütrelenen sebep Türk'e duydukları alerjidir.

Kitabî olandan çok şifahî kaynaklardan beslenen,

beslendiği kaynakların da aslında kendisi gibi hakikatten bihaber olduğunun ayrımına varamayan bu nato mermer kafa ile bunları kullanan gizil Türk düşmanı yapıların hedefi Atatürk’ten ziyade Türklük’tür aslında.

Yoksa hangi sağlıklı kalp ve beyin

milletin ölüm kalım savaşında

Kuvayı Milliye’nin karşısında,

İngiliz’in yanında yer alan,

Kuvvacıların ölüm fermanını çıkaran yapıyı destekleyen,

Türk’ün ve İslam’ın harim-i ismetlerinin İngiliz gâvurunca çiğnenmesine razı olan,

ihaneti belgelerle sabit İskilipli Atıf’ın

ve onun da ağa babası olup

“ Keşke Yunan kazansaydı” diyecek kadar meczup ve rezil bir zihniyetin yüz yılın başındaki temsilcisi ve

“ben de ayniyle reddedip türk’ü

attım üstümden en elim yükü

tövbe ya rabbi türklüğüme tövbe

beni türk milletinden addetme” diyecek kadar haysiyet fukarası Mustafa Sabri’nin yanında yer alabilir.

Türk’ün bir cüzü olan

ve elbette ki tarihimizin en şerefli sayfalarından birini yazan Osmanoğlu’nu,

Türk’ten gayrı bir şey zanneden

ve öz atasının nesebi ile ilgili şüphesi olduğundan belki de kendisine,

kendisinin olmayan bir adamı baba olarak atayan bu sefil zihniyetin

millet – boy – oba kavramlarından birinin diğerinin muadili olmadığını bilmemek gibi bir bilgi vasatını gösterememesini çok da yadırgamıyorum aslında.

İki ayrı dünyanın,

Teoloji’nin ve Sosyolojinin, kavramlarını karıştırıp,

ümmet ile milleti birbiriyle yarıştıran ahmaklığın bunu da yapmasını çok görmezdim aslında, yapan bir öğretmen, bir ilçe milli eğitim müdürü olmasaydı.

Amerikan başkanına ne için mektup yazdığını bilmeseydim;

bağımsız kürdistan (!) vaadiyle, İngilizler tarafından fikir namusu kirletilmiş Şerif Paşa ile yurt dışına çıktıktan sonra görüşmeye devam etmeseydi,

Damat Ferit gibi bir vatan haininin aklına uyup Kuvayı Milliye’yle savaştırmak için Anadolu’ya ordu çıkartmasaydı;

Damat Ferit’i vezir-i azam, Mustafa Sabri’yi şeyhülislam yapmasaydı

ve tatlı canını incitirlerse diye,

kaçırdıklarımızın gemisine binip kaçmasaydı eğer

Vahdettin’in hain olmadığını söyleyenlere katılabilirdim kesinkes.

Atatürk’ün her eylemini kınamak ve kötü göstermek için bin bir dereden su getirenlerin bu apaçıklığı görmemek için direnmeleri,

teslim olanla direneni değil aynı kefeye koymak,

esareti teklif edeni övmeleri

bu işin içinde iyi niyet olmadığının da delilidir aslında.

Bir Türk olarak canımı asıl sıkan şey ise Atatürk’e ve eserine muzır neşriyat muamelesi yapılmasıdır.

Atatürk’ün Osmanlı padişahı ve hükümetine yönelik eleştirisine kayıtsız kalmayan bu kafasızlık,

onu şiddet içerikli cümleleri(!) ve bir fotoğrafından kötü emsal olabileceği hezeyanıyla gençlikten kaçırıyor aslında.

Tarihimizin bir bölümünü ve Cumhuriyet değerlerini de idama mahkûm ediyor.

Hükümranlığı döneminde iki Türkiye büyüklüğünde toprak kaybeden Abdülhamit’i,

içkiden sebep öldüğü halde utanmasalar evliya ilan edecekleri 4. Murad’ı,

Mason olduğu bilinen 5. Murad’ı,

Garbın âdetini Şark’a getirerek kılık kıyafetten eğitim sistemine birçok şeyi değiştiren 2. Mahmut’u,

garp hayranı Sultan Abdülmecit’i görmezden gelenlerin

Türkiye Cumhuriyetinin geleceği olan çocuklarımızla aynı ortamda bulundurulmaları zımnen değil apaçık bir biçimde yasaklanmalıdır artık.

Başta söylediğimizi sonda tekrar edelim.

Elbette ki Atatürk, Tanrı ya da peygamber değildir.

Bu sebeple özel hayatında olduğu gibi devlet yöneticisi olarak yaptığı işlerde ve verdiği hükümlerde ve hatip kimliği ile de söylediklerinde yanlış ve eksiklerin olması kabul edilebilir bir şeydir.

 Ama bu, Atatürk’ün sebep olduğu nimetlerden faydalanarak yaşayanlar için Atatürk’e haksızlık veya hakareti gerektirecek bir fiile veya söze sebep olacak bir şey de değildir.

Haddini bilmelidir herkes,

Durduğu yeri bilmeli,

İçine ekmek doğradığı çanağın sahibine de çanağa da gereken saygı ve ihtimamı göstermelidir.

Bilinmelidir ki devletin ve milletin bekası elbette ki sınırlarını koruması ile mümkündür

ama bundan daha önemli olan beka sorunu,

devletin vatandaşı olan millet fertlerinin zihninde konuşlandırılmış bilginin doğruluğu ve yanlışlığı ile doğru orantılıdır.

Devlet, gereğini yapmalıdır, eğer Türk’ün devleti olduğu iddiasında ise hâlâ.

“Geçmişine laf atanın geleceğine gülle atarlar” atalar sözü milletin de devletin de hayır göremeyeceğini anlatmak ister aksi takdirde.

Şimdi biz, devletin tepesindeki büyüklerimizden; bu adamın değil müdürlükten azledilmesi, memuriyetinin sona erdirilmesini bekliyoruz ve bunu beklemek hakkımızdır diye düşünüyoruz.

Olmaz ise Erzurumlunun dediğidir artık:

Ört ki ölem…

Yorumlar (1)
Hak 2 hafta önce
Helal!..
19°
açık
Namaz Vakti 07 Mayıs 2021
İmsak 04:06
Güneş 05:48
Öğle 13:06
İkindi 16:58
Akşam 20:13
Yatsı 21:48
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 37 81
2. Fenerbahçe 37 76
3. Galatasaray 37 75
4. Trabzonspor 37 64
5. Sivasspor 37 58
6. Alanyaspor 38 57
7. Hatayspor 37 57
8. Gaziantep FK 37 54
9. Göztepe 37 51
10. Karagümrük 37 51
11. Konyaspor 37 45
12. Rizespor 37 45
13. Antalyaspor 38 43
14. Başakşehir 37 43
15. Malatyaspor 37 41
16. Kasımpaşa 37 40
17. Kayserispor 37 39
18. Ankaragücü 37 38
19. Erzurumspor 38 37
20. Gençlerbirliği 37 35
21. Denizlispor 37 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 33 67
2. Giresunspor 33 67
3. Samsunspor 33 67
4. İstanbulspor 33 61
5. Altay 33 60
6. Altınordu 33 57
7. Ankara Keçiörengücü 33 55
8. Ümraniye 33 50
9. Tuzlaspor 33 47
10. Bursaspor 33 46
11. Bandırmaspor 33 42
12. Boluspor 33 39
13. Balıkesirspor 33 35
14. Adanaspor 33 34
15. Menemenspor 33 34
16. Akhisar Bld.Spor 33 29
17. Ankaraspor 33 26
18. Eskişehirspor 33 8
Takımlar O P
1. Man City 34 80
2. M. United 33 67
3. Leicester City 34 63
4. Chelsea 34 61
5. West Ham 34 58
6. Tottenham 34 56
7. Liverpool 33 54
8. Everton 33 52
9. Arsenal 34 49
10. Aston Villa 33 48
11. Leeds United 34 47
12. Wolverhampton 34 42
13. Crystal Palace 33 38
14. Brighton 34 37
15. Southampton 33 37
16. Burnley 34 36
17. Newcastle 34 36
18. Fulham 34 27
19. West Bromwich 34 26
20. Sheffield United 34 17
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 34 76
2. Real Madrid 34 74
3. Barcelona 34 74
4. Sevilla 34 70
5. Real Sociedad 34 53
6. Villarreal 34 52
7. Real Betis 34 51
8. Granada 34 45
9. Athletic Bilbao 34 45
10. Celta de Vigo 34 44
11. Osasuna 34 40
12. Cádiz 34 40
13. Levante 34 38
14. Valencia 34 36
15. Getafe 34 34
16. Deportivo Alaves 34 31
17. Real Valladolid 34 31
18. Huesca 34 30
19. Elche 34 30
20. Eibar 34 26