Kılıçdaroğlu: Erdoğan FETÖ’nün bir numaralı siyasi ayağıdır

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. 15 Temmuz'la ilgili de konuşan Kılıçdaroğlu, FETÖ'nün bir numaralı siyasi ayağının AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu söyledi.

SİYASET 14.07.2020, 15:24
Kılıçdaroğlu: Erdoğan FETÖ’nün bir numaralı siyasi ayağıdır

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, "Bizzat kendisi FETÖ'nün bir numaralı ayağıdır" diyen Kılıçdaroğlu, "Bunları devletin kılcal damarlarına sen yeleştirdin. Yetmedi, bir de ayrıca kanun çıkardın. Toplu atamalar yaptın, Yargıtay'a yaptığın gibi. Yetmedi devletin kozmik odasını açtın. Siyasi ayağı sensin. Bunu anlamamak için beyinsiz olmak lazım. Erdoğan gider niye saklanır Marmaris'te? Yaverleri zaten FETÖ'cüymüş, biliyorlar. Sen neden Marmaris'te saklandın? Çünkü darbenin olacağını biliyorsun" diye konuştu.

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin daha önce 60 dolardan aldığı asfaltı şimdi aynı firmadan 25 dolardan satın aldığını kaydeden Kılıçdaroğlu, “Şimdi Saray’ın sorması gerekmiyor mu burada malı kim götürdü diye. Onlar sormaz ama biz soracağız Yolsuzluğu yapanlar yolsuzluğu soruşturamaz” dedi.

Kılıçdaroğlu, Ayasofya'nın ibadete açılması kararına yönelik ise, davanın daha önce iki kez reddedildiğini hatırlatarak, "Bu dava daha önce defalarca görülmüş, reddedilmiş. Buranın ibadete açılması tamamen Erdoğan’ın ve idarenin kararıdır diyor ve davanın reddedilmesini istemişti. Şimdi Danıştay, Bakanlar Kurulu’nun kararını iptal etti. Erdoğan da çıkıp Ayasofya’nın camiye dönüşmesi bu kararlılığımızın sonucudur diyor. Hangi kahramanlık? Bunun adı sahtekarlıktır" şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları şu şekilde:

"Biz hep birlikte huzur içinde, kavgasız bir ortamda ama düşüncelerimizi dile getirebileceğimiz bir dünyada yaşamak istiyoruz. Biz bunun çabasını gösterirken bütün vatandaşlarımızla birlikte olacağız. Bir sorun varsa o sorunu çözmek CHP’nin görevidir.

Bu sabah bir haber düştü. Adalet Ağaoğlu’nu yitirdik. Anılarıyla, günceleriyle, tiyatro oyunlarıyla edebiyat dünyasının önemli bir figürüydü. Bizim kültürümüzün dünyaya tanıtılması edebiyatçıların eliyle oluyor.

RİZE VE ARTVİN’DEKİ SEL FELAKETLERİ

Rize ve Artvin’deki sel felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah!tan rahmet diliyorum Irak’ın kuzeyinde bir askerimiz şehit oldu. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum. Buradan sürekli şehitler arasında ayrım yapmayın diyoruz.

Toprağa, sonsuzluğa uğurluyoruz ama şehitler arasındaki ayrımcılığın kalkması lazım. Sakarya’da bir patlama oldu. 11 yılda 5 defa patlamanın olduğu fabrikada vatandaşlarımız hayatlarını kaybetti. Sonra enkaz başka bir yere kaldırılıyor.

Orada da 3 askerimiz şehit oluyor. Asıl beni üzen nokta şudur. Bu ülkede cumhurbaşkanı koltuğunda oturan zat, ölen işçilerin ailelerini değil, fabrikanın sahibini telefonla aramasıdır.

Bu devletin temelinde acı ve gözyaşı vardır. Bu makama oturan her zat onların hakkını gözetmek zorundadır. Bu fabrikada iş sağlığı ve güvenliği uzmanı olarak çalışan bir arkadaşımız var. Bu kardeşimiz, benim dediklerim olmuyor diye 5 gün önce işten ayrılıyor. Ama kendisi hapiste.

Biz hayatını kaybeden işçilerin hakkını ve hukukunu sonuna kadar koruyacağız. Varsın onlar lale devrinde yaşasınlar, saraylarda otursunlar. Bir emeğin değerini sarayda yaşayanlar biliyor mu? Onların yaptıklarının bedelini 83 milyon olarak biz ödüyoruz.

Sakaryalıların da vicdanına seslenmek istiyorum. Artık gerçekleri görmeniz lazım. Daha cenaze kalkmadan patronu arayıp geçmiş olsun diyorsun. MÜSİAD toplanıp hemen ziyafetler düzenliyor. Bunlarda ahlak ve vicdan yok. Adalet duygusunu terazide tartan vicdandır.

CHP’Lİ BELEDİYELER

11 büyükşehir belediye başkanımızla bir toplantı yaptık. Bunlar 5 maske dağıtamazken bütün vatandaşlara maske dağıtmak için neler yaptıklarını dinledim. Onlar 24 saat durmadan çalıştılar. Saray’daki beyler aş evi için toplanan paraya bile el koyarken, onlar günün 24 saati çalıştılar. CHP gelirse yardım kesilir dediler. Ama baktılar ki daha fazla yardım yapılıyor. Herkese ön koşulsuz yardım yapılıyor. Saray zevatının ezberi bozuldu.

'YOLSUZLUĞU YAPANLAR, YOLSUZLUĞU SORUŞTURAMAZ'

Ankara Büyükşehir Belediyesi, daha önce 60 dolardan aldığı asfaltı şimdi aynı firmadan 25 dolardan alıyor. Şimdi Saray’ın sorması gerekmiyor mu burada malı kim götürdü diye. Onlar sormaz ama biz soracağız Yolsuzluğu yapanlar yolsuzluğu soruşturamaz.

Dedik ki yaptığınız her ihaleyi dijital ortamda yayınlayın. Biz diğerleri gibi olmayacağız. Biz dürüst insanlarız. Biz kul hakkı yemeğiz. Diğer belediye başkanlarımızla da toplantılarımız olacak. İl ve ilçe belediyelerimizin de güzel çalışmaları var 2013 yılında bir yasa çıktı. Engelliler, kamuda taşıtlara ücret ödemiyorlar. Parlamentodan bir yasa çıktı. Kamuya ait olan yerlerde ücretsiz ulaşımın yolu açıldı. Pandemi döneminde yasak geldi.

Ama pandemi başladı, engelliye sen binemezsin dediler. Bunu bütün engelli kardeşlerimizin bilmesini isterim. Bizim belediyelerimzde bir sorun yok. Ama TCDD’nin araçlarına gelince parasıyla bine binemiyorlar. Saray’a sormak istiyorum. Dünya kadar boş kadro var engellilerin atanması gereken. 18 yıldır bu kadrolar boş kaldı.

Eğer parlamentodan bir yasa çıkmışsa o kadroların doldurulması gerekmiyor mu. Saray’ın engelli diye bir derdi yok. İhaleleri alanların bir eli yağda bir eli balda. Öyle olunca tüm ülke böyle sanıyorlar. Son 2 yılda tarımsal sulamada kullanılan elektiriğin bedeli yüzde 108 arttı. Mardin’de onlarca köyün elektiriği 14 mayıstan bu yana kesik. Aynı şekilde Şanlıurfa’da da çiftçiler perişan. Oturup Şanlıurfalıların düşünmesi lazım. İstanbul’da Ankara’da insanlar rahat ediyor.

Peki Şanlıurfalı ne yaptı? Bütün oyları Ak partiye verdi, elektirikleri kesiliyor. Onlar nasıl olsa sen bana oy vereceksin diyorç Bunu saray sosyetesi diyor. Urfalı kardeşim o hanımının elindeki çantanın değerini biliyor musun? 50 bin dolar. Sen alın terinin değerine değil, 50 bin dolarlık çantaya oy veriyorsun Sonra da ağlaşıyorsun. Çözümü belli. Sandığa gidip oy vereceksin. Artık kanmaycaksın, bu sefer sana oy vermiyorum diyeceksin. Göreceksin bu sefer onlar ayağına gelecek sen niye oy vermiyorsun diye.

İnsanı yoksullaştırarak kendilerine bağımlı hale getirmeye çalışıyorlar. Bizim karşı çıktığımız nokta bu. Ispartalı da Urfalı da bu hakkını savunacak. Her sene olduğu gibi yine fındık tartışması başladı. Çünkü o bölgede halkın tek geçim kaynağı bu.

Dünyada fındık üretiminde 1 numarayız. Fındık ihraç ettiğimizde para olduğu gibi buraya geliyor. Ama fındık üreticisi bir yabancı firmanın eline bıraktılar. Toprak Mahsulleri Ofisi geçen yıl 14 liradan fındık aldı.

Sonra 24 liradan satışa çıkıtı, 400 bin ton fındık sattı. Şimdi yeni fındığın piyasa değerinin 18-20 lira arasında olduğu söyleniyor. Toprak Mahsulleri Ofisi bu fındığı 24 liradan satıyorsa üreticiden daha toprağa düşmeden en az 24 liradan almalı. Ordulu üreticilerin buna isyan etmesi lazım. Senin alın terini sömürüyorlar. O zaman bölge halkı itiraz etmeli ve taban fiyatı en az 25 lira olmalı.

ÇOKLU BARO DÜZENLEMESİ

Bütün milletvekili arkadaşlarıma yürekten teşekkür ederim. Türkiye’yi bölecek çoklu baro düzenlemesine karşı tüm arkadaşlarımız yürekten çalıştılar. Bütün arkadaşlarımın konuşması akademik düzeyi yüksek bir konuşma gibiydi. Yanlışı bütün ayrıntılarıyla ortaya koydu. Ama iradesini Saray’a teslim edenler elini kaldırıp indirdi. Bu, çoklu hukuk porojesiydi. Buna karşı çıkmak CHP’nin göreviydi.

Beni şaşırtan Sayın Devlet Bahçeli oldu. Partinin sempatizan ve üyelerine bir şey demiyorum. AKP Grup Başkaın Bülent Turan, “Bu yasa geçtiğinde PKK, FETÖ baro kurarlarmış, kursunlar arkadaş” dedi. Peki nasıl oluyor da MHP bu teklife evet oyu veriyor. Vatanı bölmek değil, birleştirmek esastır.

Çoklu baro ile ğlkenin birliği ve bütünlüğüne dinamit kondu. Bunu biz söyleseydik muhalefet söyledi derlerdi. Ama söyleyen iktidar partisinin grup başkanvekili. Hangi gerekçe ile el kaldırdılar merak ediyorum. Milliyetçilerini, bayrağını sevenlerin vicdanına sesleniyorum. Nasıl olur da bu kanuna evet dersiniz? Tarihinizi reddediyorsunuz.

'ERDOĞAN DARBENİN OLACAĞINI BİLİYORDU'

15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu, AK Partiye oy verenlere seslenmek isterim; bu komisyona iki kişinin gelmesini Erdoğan yasakladı. Bu iki kişi çok önemliydi. Birisi MİT müsteşarı ötekisi dönemin genel kurmay başkanı. İkisi de olayın ayrıntılarını biliyor. Erdoğan bu iki isme neden yasak koydu? Milletin seçtiği milletvekillerinin önüne atamayla gelmiş iki kişiyi çıkartmadı. Darbe girişiminin perde arkası aydınlanmasın diye. Ama biz olabildiğince araştırdık. Rapor çıktı. 4 yıldır rapor yayımlanmıyor. Niçin? Neyden korkuyor, neyden çekiniyorlar? Millet gerçekleri görmesin diye. "

(Erdoğan'a) Bizzat kendisi FETÖ'nün bir numaralı ayağıdır. Bunları devletin kılcal damarlarına sen yeleştirdin. Yetmedi, bir de ayrıca kanun çıkardın. Toplu atamalar yaptın, Yargıtay'a yaptığın gibi. Yetmedi devletin kozmik odasını açtın. Siyasi ayağı sensin. Bunu anlamamak için beyinsiz olmak lazım. Erdoğan gider niye saklanır Marmaris'te? Yaverleri zaten FETÖ'cüymüş, biliyorlar. Sen neden Marmaris'te saklandın? Çünkü darbenin olacağını biliyorsun. Ne olur ne olmaz diye Marmaris'e gittin. Yaveri biliyor, fatura kime çıktı? Sözcü gazetesine. Vay efendim benim orada olduğumu niye yazdı. Yazar, o onun görevi.

'YOKSULUN, ESNAFIN, ÇİFTÇİNİN DERDİNİ BİLMEZLER'

Bir de birden fazla maaş alanlar var. Güreşçi, Halk Bankası Yönetim Kurulu’nda maaşı yetmiyorsa hemen zam yapıyorlar. Ama dışarıda daha kimler var? Evine ekmek götüremeyenler var.

AKP’ye oy verenlere sesleniyorum. Eğer burada söylediklerimde bir harf yanlış varsa çıkıp özür dilerim. Eğer sen emeğini, ruhunu Saray’a teslim ediyorsan, ben senin insanlığını sorgularım arkadaş.

Yazlık sarayda oturur, kışlık sarayda oturur, yetmiyor arkadaş. Yoksulun, esnafın, çiftçinin derdini bilmezler.

Halkın gündemiyle sarayın gündemi arasında siyahla beyaz kadar fark var. Cebinde 5 kuruş parası olmayan bir kişinin arkadaşıyla selamlaşmaktan nasıl kaçtığını bilirler mi?

Sadece son 2 yılda çalışırken işinden olan kişi sayısı 3 milyon 202 bin kişi. Ne diyorlardı? 2.5 milyon yeni istihdam yaratacağız. Sosyate damat ve sarayın firavunu! Ama sarayın keyfi yerinde. Dövizler gırla. Para, pul her şey var.

Aksaray'da üst geçite kendisini asan bir vatandaş, Ahmet Karakeçe: 'Koronavirüs öldürmedi beni. Ama çaresizlik, umutsuzluk öldürdü.' Çaresizliği yaratan kim? Sarayda çaresizlik yok ama vatandaşta var. Geçinemiyor vatandaş.

Utanmadan bir de kalkıp vatandaşa IBAN numarası verdiler. O paranın da ne olduğunu bilmiyoruz. Saray böyle olunca sarayın yansımaları aşağıya da yansıyor. Geçen sosyal medyada Şanlıurfa AKP Gençlik Kolları Başkanı'nın jakuzideki sefahatını gördük. 'Lan fakirler beni rahatsız etmeyin' diye. E sarayı örnek alıyor tabii.

AYASOFYA'NIN İBADETE AÇILMASI

Ayasofya’nın ibadete açılması ilk kez 2005 yılında gündeme açılmış. Danıştay talebi reddetmiş. 2008’de bir dava daha açılıyor, o da reddediliyor. Anaya Mahkemesi ayrıca kişi bakımından yetkisizlik kararı veriyor. 2016’daki davada Cumhurbaşkanı’nın avukatı da dahil oluyor.

Bu dava daha önce defalarca görülmüş, reddedilmiş. Buranın ibadete açılması tamamen Erdoğan’ın ve idarenin kararıdır diyor ve davanın reddedilmesini istemişti. Şimdi Danıştay, Bakanlar Kurulu’nun kararını iptal etti. Erdoğan da çıkıp Ayasofya’nın camiye dönüşmesi bu kararlılığımızın sonucudur diyor. Hangi kahramanlık? Bunun adı sahtekarlıktır.

Biz daha önce Bakanlar Kurulu’ndan karar çıkartın bu iş bitsin dedik. Samimi olun kardeşim. Etrafını dolanıp iki yüzlülük ediyorsun. Erdoğan bu konuların hiç birinde samimi değil. Erdoğan’ın tek düşündüğü koltuğudur. O koltuk için feda edemeyeceği hiçbir şey yoktur.

Ayasofya üzerine yaptığı konuşmada Erdoğan bir şey daha söylüyor. Ayasofya'nın camiye dönüştürülmesi ile ilgili kararı eleştiriyor; 'En büyük haramı işlemiş ve günahı kazanmış olur. Bu vakfiyeyi kim değiştirirse Allah'ın peygamberlerin, tüm Müslümanların laneti ebediyen onların üzerinde olsun' ifadesini kullanıyor. Mazbut Vakıflar diye bir vakıf kurulumuz var. Bu vakıfların da mal varlıkları var ve bu vakıflar halen faal. Bu vakıfların mal varlığı ile de Vakıflar Bankası kuruldu. Peki vakıflar bankasının hisseleri nereye gitti? Hazine'ye gitti. Oradan da varlık fonuna gitti. Şimdi sormazlar mı, 'Huzurunuzda ifade ediyorum ki en büyük haramı işlemiş, bu vakfiyeyi, kim değiştirirse Allah'ın peygamberin, bütün Müslümanların ebediyen laneti onun üzerinde olsun' Bence hiçbir sakıncası yok olsun. koltuk için yapmayacağı hiçbir şey yok."

Yorumlar (0)
19°
açık