01.03.2021, 02:08

SİYASETE KAPALIYIZ, TAZİYEMİZ VAR!

SİYASETE KAPALIYIZ, TAZİYEMİZ VAR!

Zayıf ve uzun bedenini ayakta tutan iri kemikleri olmasa yıkılacak sanırdınız, öyle zayıftı. Onu gördüğümde ilk, Fatih'in bir deri bir kemik halini, dünyaları yiyip de niçin kilo alamadığını anlamıştım.
Battal Amca'nın genlerini taşıyordu,
Babasına benziyordu.

Sendikacılık yaptığımız zamanlardı. Ben başkanım o ara, Fatih mali sekreter...
Gerçi bizde herkes başkan ve herkes üyeydi ya. Ancak yabancı biri geldiğinde ya da sendikal çalışmalar için okullara çıktığımızda başkan olduğunuzu anlıyordunuz. Gülmeyin, benden önceki dönem de -Kurtbey Abi'nin dönemi- farklı değildi. Hatta bir gün, sendikaya bir şey almamızın elzem olduğu bir zaman, " Para yok!" deyip kesip atmıştı Fatih. Hepimiz dil dökerken Fatih'e, ikna etmek için, Kurtbey Abi eğilip kulağıma: " Bir de biz kendimize başkan diyoruz. Adam sallamıyor bizi. Benim zamanımda da böyleydi bu!" deyince ben koyuvermiştim makaraları.
Soğuğun kemiğinizin içindeki iliği dondurduğu zamanların birinde, Fatih'i çokça üzgün biraz da öfkeli gördüğümde, niyesini sormuştum.


Köydeki ev sobalı, ana-babanın bu yaşlı halleriyle o soba ile uğraşmaları mümkün değil. Fatih, gelin şehirde bizimle kalın şu zalim kış geçene kadar, diyor demesine de Battal Amca: "Nuh" diyordu sadece, peygamber dedirtecek yiğide aşk olsun.


Demedi, o kuru inadına rağmen Fatih bile dedirtemedi. O kara kışı evdeşiyle, kendi yuvasında geçirdi Battal Amca, kimseye de tenezzül etmedi.


İyiden ve hoştan öteydi Fatih, candı. Yaşının küçüklüğü itibariyle hepimize kardeşti ama işte inattı, kupkuru inattı.
Genetikti inadı,
Babasına benziyordu

 

Boyu boyumcaydı Fatih'in, belki bir gıdım uzun. Kilosu yarım kadar ama. Rüzgârın çok sert estiği zamanlarda, ağırlık yapsın da onu yere sabitlesin diye cebine taş dolduracağınız kadar zayıftı Fatih. Üflesen düşeceklerdendi karşıdan baktığınızda. Ama birader, ben tanıdığımdan bu yana Fatih'i, iyi ki cesaretin maddi bir ağırlığı yok diye düşünmüşümdür hep. Aksi olsa, yani ölçülebilir bir ağırlığa sahip olsa idi cesaret dediğimiz şey, on iri kıyım adam yerinden kıpırdatamazdı Fatih'i.
Sendikacıyız yine.
Yetki zamanı...
Türk Eğitim- Sen'e Doğu ve Güneydoğu'da üye yapmak deveye hendek atlatmak kadar zor değilse de eritilen demir dağda açılan yoldan kervan yürütmek gibi bir şey.
(S)açılım politikası bütün melanetiyle devam ediyor.
Bizimkiler "Devletin selameti için Doğu ve Güneydoğuda politika yapmamakla" müftehir, bizi p.ç gibi ortada bırakmış olmaları umurlarında değil;
geri kalan ne kadar parti varsa hepsi de domuzdan yana o zaman.
Beş üyemizi başka sendikadan göstermişler Doğubeyazıt'ta.
Doğubeyazıt, Halkın Düşmanı Partisinin en güçlü olduğu yer.
Teröristin ve terör yanlıların cirit attığı ilçe.
Fatih, aramış İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünü, görüşmüş memurla.
"Düzeltin" demiş ama…
Oralı değil memur.
"Yapmıyorum ulan" demiş memur, "Sıkıyorsa gelin düzeltin!" de gelince ilk cümlenin peşine, dellenmiş.
Nefes nefese geldi, çalıştığım okula.
"Başkan!" dedi yüzü öfkeden kıpkırmızı.
Anlattı söve saya. Ulan'a da kızmış ama sıkıyorsa kısmı tepesinden aşırmış kızgınlığını.
"Gidelim mi?" diye sordum sormasına ya, iş olsundu benimkisi.
Nasıl olsa: "Manyak mısın abi?" deyip vaz geçirecekti beni.
Öyle olmadı ama.
"Gidelim abi. Araba aşağıda." demez mi?
Gittik mecburen.
Gidene kadar öleni kalanı, eşikteki beşikteki ne kadar akrabası ve tanıdığı varsa hepsiyle akraba oldu memurun.
Öyle ki, memurun ekmek aldığı bakkal bile nasiplendi bundan, yedi sülalesiyle birlikte.
Sıkıyorsa, demişti.
Ulan, demişti.
Yolda fark ettim ki Fatih, kendisinden çok benim için, arkadaşları için, sendikası için öfkelenmişti.
Gittik, bizi öldürseler kimsenin bizden yana şahitlik etmeyeceği, öldürüp atsalar kimsenin cesedimizi bulamayacağı Doğubeyazıt'a.
Yol boyunca nasıl galeyana getirmişse beni, bir hışımla girdik İlçe Milli Eğitimden içeri,
çatık kaşlarla ve öfkeli bir ses tonuyla anlattık.
O memuru çağırdı şube müdürü.
Adam bizden korktuğundan değil, geldiğimizden şaşkın:
"Tamam, dedi, düzelteceğim."
"Olmaz" dedi Fatih: " Sıkıyorsa gelin dedin, sıkıyormuş ki geldik. Yapmıyorum ulan dedin, yapacaksın ulan demeye geldik. Gelecek ay için değil bu ayın bordrosunu yapacaksın. O beş üyenin aidatını ister kurumdan ister cebinden öde. Makbuzlarla tevkifat listesini almadan da gitmeyeceğiz" dedi.

Ben, şimdi bastık... diye düşündüm ama öyle olmadı.
Adam çıktı, ben de bu arada Eğitim-Senli şube müdürüne milli meselelerde nasıl duyarlı; memurun hak talepleri hususunda işveren karşısında nasıl kararlı ve sert bir sendika olduğumuzu anlattım epey bir vakit iştahla. Nereden geldiniz siz Allah'ın belaları diyen bir suratla ama sessiz sedasız dinlerken bizi müdür, yarım saat belki biraz daha uzun bir süre sonra çıkageldi memur, elinde mal müdürlüğünden alınmış beş makbuz ve tevkifat listesiyle. Tebessüm ederek aldı belgeleri memurdan. Hiçbir şey olmamış gibi teşekkür ettik o, memura ben de müdüre, döndük.
Dönüş yolunda: " Fatih, dedim, adamlar bizi öldürüp atsalar cenazemizi bulamaz devlet, oğlum manyak mıyız biz?". Güldü, güzel gülerdi Fatih, bütün çehresiyle gülerdi, en çok da gözleriyle: "Sonunu düşünen kahraman olamaz başkan, dedi, Hem bizimki sadece sendikacılık değil ki memleket meselesi".
Haklıydı.


Türk Milliyetçiliği fikrini savunan kuruluşlar ya yoktu ya da sadece tabelaları vardı da içeri gireni yoktu, girmek isteyeni de içeri alan yoktu.


Kış değil bir zulümdü o sene. Değil kemikleriniz, kemiğinizin içindeki iliğin donduğu bir seneydi. Battal Amca'nın sobayla kömürle uğraşacak hali de yoktu.


Kaldı ki Küpkıran, Küpkıran olmaktan çıkalı çok olmuştu.


Yaşlıların gün yüzü görmemiş, köye mahsus küfürleri de teyzelerin o doyumsuz Türkçesi de sık rastlanan bir şey olmaktan çıkmıştı artık.


Köye giren her arabayı kurt işaretiyle karşılayan bebelerin yerini zafer işareti yapan veletlerin aldığı da hayliydi. Fatih, soğuğu bahane ediyor, tanıdık yüzlerin azaldığı, artık emin bir belde olmaktan çıkan köyde kalmasınlar istiyordu.
Olmadı, olamadı.


Direndi Battal Amca, babası ve dedesi de dâhil, bütün akrabalarının toprağının altında yattığı, vatanı bildiği köyünü terk etmedi. Son nefesini köyünde verdi ve vatanına gömüldü.


Fatih, elbette bilinçli bir Türk Milliyetçisi idi, elbette okudukları ve gördükleri üzerinden mukayeseler yaparak bağlanmıştı Ülkücü Hareket'e. Ama işte, o bağlılığın alt yapısını kuran şey, Battal Amca'nın memleket sevgisiydi.
Babasından ona sirayet eden, ondan da Fatih'e geçmişti.


Dedim ya Fatih babasına benziyordu
 

Cömertti Fatih. Sendikanın parasını harcama hususunda ne kadar cimiyse kendi parasını harcamakta o kadar cömertti. Şahsından bir şey isteyip de geri çevrildiğimi hiç hatırlamıyorum. Sadece bana değil, herkese öyleydi. Çalıştığı okuldaki öğretmenler, sendika çevresi, sosyal hayatta temas ettiği herkes severdi Fatih'i.
Haybeye değildi bu sevgi. Maddi manevi ne varsa sererdi önünüze.


Köye gitmiştik bir gün, Küpkıran'a. Bir şey mi götürmüştük yoksa köyde yapacağı bir şey mi vardı, hatırlamıyorum.
"Hadi gidelim" demişti, "Açım" diye cevap vermiştim.


 Neco'nun lokantasında döneri ve kadayıfı ısmarlatmış, öyle gitmiştim köye.


Yekten, "Aç mısınız?" diye sordu Battal Amca.


"He" dedim, sırf pislik oksun diye. Çünkü ben sorulmuş olmak için sorulan sorulardan, teklif edilmiş olmak için edilen tekliflerden nefret ederim. Saat ne yemek saati ne de kahvaltı. Çay teklif etse tamam da yemek ne?
Battal Amca'yı tanımıyorum tabi. "Hanım uşaklara yemek hazırla" demesin mi? Ben: “Amca şaka yaptım, Vallahi tokum. ”desem de nafile.


Fatih: “Israr etme baba, aç değil işte” deyince öfkelendi Battal Amca. O güzel Türkçesiyle:


“Nedirsin oğlum, dedi. Misafiri mi kuvaliyacan!”
Ne Fatih bir şey diyebildi sonra ne de ben. Tavuk kesmişler dünden, köy tavuğu. Elleriyle pişirip getirdi sofraya teyzem, yanında da bulgur pilavı. Ben, doydum dedikçe, bir teyzem ısrar etti bir Battal Amca’m. Bizim oranın deyimiyle, neredeyse midem cırılacaktı (yırtılacaktı).

Genlerle geçiyor bazı şeyler ebeveynlerimizden bize.

Dedim ya Fatih babasına benziyordu.

Fatih, bizim en neşelimizdi, en hayalperestimiz, sohbetlerde en aranılanımız.

Yörenin ağzıyla nasıl tatlı konuşur.

Fatih, yoksa tadı olmazdı sohbetin.

Hepimiz Fatih’e yüklenirdik, en çok da Tarkan…

Kızmazdı ama.

Kandırsak inanırdı.

Saflığından değil sevdiğinden.

Ben Fatih’e: “Cıngıloz Dağının arkasında düşman ordusu var!” desem inanırdı.

Ben, emin bir insan olduğum için değil, beni sevdiği için.

Alınmazdı bize, darılmazdı.

Severdi bizi.

Battal Amca da her Küpkıranlı gibi mukallit ve hoş sohbet bir adamdı.

Severdi çevresindekiler onu, o da çevresindekileri.

Genç yaşında vefat eden kardeşinin oğluna vermişti kızını.

Damadı ne dese inanırdı.

Allah var, Hakkı Baba da onu severdi.

Gönülden sevmek ve sevdiklerine inanmak fıtratında vardı Battal Amca’nın,

Battal Amca’dan Fatih’e geçti.

Dedim ya Fatih babasına benziyordu.

Battal Amca…

Babası Fatih’in, ilk kahramanı, ilk öğretmeni.

Dava arkadaşı, yol arkadaşı, dertdaşı…

Uçmağa vardı iki gün önce.

“Canım babam, bugüne kadar eli hala üzerimde olan koruyucum, hakkını nasıl öderim bilemem, ödenir miki baba hakkı hiç o da ayrı bir tasam, bana öğrettiğin ve hayatıma uygulamam için önder olduğun bütün erdemli değerler için Yüce Rabb'im senden hep razı olsun. Ogutlerin hep aklımda ve kalbimde olacak izinden gideceğim doğruluktan ve hak yoldan Allah'ın izniyle hiç ayrilmayacagim.” diye yazmış bir sosyal medya duvarına, imla hatası çok evlat hatası yok cümlelerle.

Hakk’a yürüdü Battal Amca, hakikate erdi.

Üzülmüştür Fatih, hem de çok.

Öksüzlüğün üstüne yetimlik bindi bir de.

Aramadım Fatih’i, arayamadım.

Ben konuşamam zamanlarda, ağlarım.

Fatih de ağlamıştır eminim, büyük ağlamıştır.

Çıtkırıldım bir yüreğe sahip olduğundan değil, imkansız olduğundan.

Daha çok ağlamasın istedim.

Hem Fatih, bilir benim onu unutmayacağımı, derdiyle dertleneceğimi.

Niye yazdın o zaman, diye sorma.

Bir FATİHA!

Yorumlar (6)
Fatih KAYHAN 2 ay önce
Sesini duyduğumda, akmaya başlayana gözyaşlarım bu kez ilk satırda başladı akmaya bilmiyorum arasan mi çok ağlardım yoksa şimdi çok ağladım. Yazarken imla hatalarım olacaktır yine çünkü göz yaşlarım engel oluyor harfleri görmeye tıpkı babam için yazarken engle olduğu gibi. Taziye için arayan bütün eş dost akraba ve arkadaşlarım sakın ola gönül koymayın bana hepiniz sesi duyunca açım hafifledi göğsüm kabardı Rabbim hepinizden razı olsun. Fakat bazı dostlar vardır ki onlarla yaşadığın yaşamamışsindir ne kardeşle ne akrabayla . Kurtbey abe Tarkan abe Kürşat Edip Recep ... ve ZEKİ KILIÇ abem öyle dostlarin en basinda gelir. Abimin bilmediği derdimi bilir eşimin bilmediği sırrı mı bilir, içimi bilir dışımı bilir velhasıl yüzüme baktığında inaninki aklımdan geçeni bilir. Ailemden eşimden çocuğundan daha fazla zaman gecirmisliğimiz vardır onunla. İşte ağlatan o sestir, o sesi duyunca anılar gelir aklıma, güzel kıymetli gunler gelir aklıma, dava gelir aklıma,memeleket gelir aklıma millet gelir aklıma,bayrak gelir aklıma , BABAM gelir aklıma
Tüm gecmislerimizin ruhuna şimdi okuyalım birer Fatiha
Muharrem KILIÇ 2 ay önce
Mekanı Cennet Olsun.. Güzel babaların güzel de evlatları olur.. Hele hele Zeki KILIÇ gibi birde dostun varsa; Güzel insansınsın vesselammm...
Ahmet Koç 2 ay önce
Ahde Vefa İmandandır.. Birilerine kapak olsun.. Zeki Hocayı okudukça hala bir umut daha var biliyorum. Diyorum kendi kendime
Hakkı Kayhan 2 ay önce
Allah razı olsun hocam cümlemizin geçmişlerine rahmet
Muharrem KILIÇ 2 ay önce
HOCAM BİZİ YİNE BAŞKA DİYARLARA GÖTÜRDÜN.. Arkdaşlık neymş, Dostluk neymiş, Ülküdaşlık neymiş onu da bu yazıda bir defa daha okudum.. El Fatiha.. Mekanı Cennet Olsun...
Demet MACİT 2 ay önce
Sayın müdürüm,Korkut paylaşmış yazınızı ,okudum.Bu nasıl bir iç döküş ,nasıl ahde vefa...Başınız sağ olsun...
19°
açık
Namaz Vakti 19 Nisan 2021
İmsak 04:39
Güneş 06:12
Öğle 13:08
İkindi 16:53
Akşam 19:54
Yatsı 21:21
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 33 71
2. Fenerbahçe 34 69
3. Galatasaray 33 65
4. Trabzonspor 34 59
5. Alanyaspor 34 52
6. Gaziantep FK 33 51
7. Hatayspor 33 50
8. Sivasspor 33 50
9. Karagümrük 33 49
10. Göztepe 34 46
11. Antalyaspor 34 42
12. Konyaspor 33 41
13. Rizespor 33 39
14. Malatyaspor 33 37
15. Ankaragücü 33 37
16. Kasımpaşa 34 37
17. Kayserispor 33 34
18. Başakşehir 33 33
19. Erzurumspor 34 31
20. Gençlerbirliği 33 31
21. Denizlispor 33 26
Takımlar O P
1. Giresunspor 31 63
2. Adana Demirspor 31 61
3. Samsunspor 30 58
4. Altay 31 57
5. İstanbulspor 31 57
6. Altınordu 31 53
7. Ankara Keçiörengücü 31 49
8. Ümraniye 31 47
9. Tuzlaspor 31 47
10. Bursaspor 30 43
11. Bandırmaspor 31 39
12. Boluspor 31 38
13. Balıkesirspor 31 35
14. Adanaspor 31 34
15. Menemenspor 31 31
16. Akhisar Bld.Spor 31 26
17. Ankaraspor 31 23
18. Eskişehirspor 31 8
Takımlar O P
1. Man City 32 74
2. M. United 32 66
3. Leicester City 31 56
4. West Ham 32 55
5. Chelsea 31 54
6. Liverpool 31 52
7. Tottenham 32 50
8. Everton 31 49
9. Arsenal 32 46
10. Leeds United 31 45
11. Aston Villa 30 44
12. Wolverhampton 32 41
13. Crystal Palace 31 38
14. Southampton 31 36
15. Newcastle 32 35
16. Brighton 31 33
17. Burnley 32 33
18. Fulham 33 27
19. West Bromwich 31 24
20. Sheffield United 32 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 31 70
2. Real Madrid 31 67
3. Barcelona 30 65
4. Sevilla 31 64
5. Villarreal 31 49
6. Real Betis 31 48
7. Real Sociedad 31 47
8. Granada 30 39
9. Levante 31 38
10. Celta de Vigo 31 38
11. Athletic Bilbao 30 37
12. Osasuna 31 37
13. Cádiz 31 36
14. Valencia 31 35
15. Getafe 31 31
16. Deportivo Alaves 31 27
17. Huesca 31 27
18. Real Valladolid 30 27
19. Elche 31 26
20. Eibar 31 23